TRANSLASYON VE PROTEİNLER
|
|
|
- Duygu Zengin
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 TRANSLASYON VE PROTEİNLER
2 Translasyon ve proteinler Translasyon; mrna, trna, ribozomlar ve polipeptid zincir sentezinin başlaması, uzaması ve sonlanması için gerekli çeşitli translasyon faktörleri arasındaki etkileşimleri içerir. 2
3 Translasyon ve proteinler Bu bölümde; mrna daki bilginin polipeptidleri oluşturmak için nasıl çevrildiğini ve Bu polipeptidlerin sonradan katlanarak nasıl protein moleküllerini meydana getirdiğini inceleyeceğiz. 3
4 Translasyon ve proteinler Proteinlerin, genlerin son ürünü olduğunu gösteren kanıtları gözden geçireceğiz. Çeşitli düzeylerdeki protein yapılarına, çeşitliliğine ve işlevine kısaca değineceğiz. 4
5 mrna nın translasyonu ribozomlara ve trna lara bağlıdır mrna nın translasyonu, amino asitlerin polipeptid zincirlerine biyolojik polimerizasyonudur. mrna daki üçlü kodonların, amino asitleri polipeptid içindeki doğru konumuna nasıl yönlendirdiği sorusunun cevabı trna nın bulunması ile yanıtlanmıştır. 5
6 trna adaptör moleküldür trna, mrna daki özel üçlü kodonlar ile doğru amino asitler arasındaki adaptör moleküldür. Bir adaptörün varlığı, Francis Crick tarafından ortaya atılmıştır. 6
7 Kodon-antikodon Ribozoma bağlanan mrna da belli bir amino aside ait özgül bir kodon bulunur. Özgül bir trna molekülünün nükleotid dizileri arasında ise; Kodonla baz eşleşmesi yapabilen ve Antikodon olarak adlandırılan, Kodona komplementer üçlü ribonükleotid dizileri vardır. 7
8 trna ile mrna arasındaki H + bağı Bu hidrojen bağı, amino asidi ribozom yapısında peptid bağı yapabilecek yakınlıkta tutar. mrna ribozamda hareket ederken bu işlem defalarca tekrarlanır. Amino asitler polipeptid zincirine polimerize olurlar. 8
9 Ribozomal yapı Ribozomlar, biri büyük biri küçük olmak üzere iki alt birimden oluşur. Bu alt birimler, rrna ve çeşitli ribozomal proteinler içerir. İki alt birimin birleşerek tek bir ribozomu oluşturduğu yapıya monozom adı da verilir. 9
10 Prokaryotik ve ökaryotik ribozomlar arasındaki farklar Prokaryotlarda monozom 70S lik bir yapı iken ökaryotlarda 80S tir. 10
11 Prokaryotik ve ökaryotik ribozomlar arasındaki farklar Prokaryotlarda ribozomun büyük alt birimi; bir 23S RNA molekülü, bir 5S rrna molekülü ve küçük alt birimi ise bir 16S rrna bileşeni içerir. 11
12 Prokaryotik ve ökaryotik ribozomlar arasındaki farklar Ökaryotlarda ribozomun büyük alt birimi; 28 S rrna molekülü 5,8 S ve 5 S rrna molekülü, küçük alt birimi ise 18 S rrna bileşeni içerir. 12
13 Moleküler hibridizasyon çalışmaları rrna bileşenlerini kodlayan genlerin kopya sayısının kaç tane olduğunu ortaya çıkarmıştır. Örneğin; E. coli genomu; 23S,16S ve 5S bileşenlerini şifreleyen tek bir DNA diziliminin 7 kopyasını içerir. 13
14 rrna genleri rrna genleri, ılımlı tekrarlanan DNA dizilerinin bir grubudur. Çeşitli kromozom bölgelerinde kümeler halinde bulunur. 14
15 Gen kümeleri Ökaryotlarda her gen kümesinde ardışık tekrarlar (tandem repeats) yer alır ve her birim kodlayıcı olmayan aralayıcı DNA (spacer DNA) dizileri ile birbirinden ayrılmıştır. 15
16 trna nın yapısı Küçük olmalarından ve hücre içindeki dayanıklılıklarından dolayı en çok çalışılan RNA moleküleridir. En iyi tanımlanmış RNA moleküleridir. Yapıları bakteri ve ökaryotlarda çok benzerdir. 16
17 trna nın yapısı Robert Holley ve arkadaşları mayadan özütlenen trna molekülünün tüm nükleotid dizisini bulmuşlardır. Birkaç nükleotid sadece trna ya özgüldür. 17
18 trna nın yapısı Bu nükleotitler, RNA da bulunması beklenen 4 azotlu bazın (G,C,A ve U) her birinin değişikliğe uğramış şekilleridir. Örneğin; pürin hipoksantin içeren inozinik asit. 18
19 Holley ve yonca yaprağı modeli Holley, trna yapısı için iki boyutlu yonca yaprağı modeli önermiştir. Holley, nükleotidlerin doğrusal dizisinin bazı bölgelerinde baz eşleşmesi yapacak biçimde düzenlenebileceğini bulmuştur. 19
20 Holley ve yonca yaprağı modeli Böyle bir düzenleme yonca yaprağına benzer biçimde baz eşleşmesi yapmış kollar ve yapmamış halkasal yapılar oluşturmaktadır. Modifiye bazlar içeren halkasal bölgelerde baz eşleşmesi bulunmaz. 20
21 Holley ve yonca yaprağı modeli GCU, GCC ve GCA tripletleri (üçlüleri) alanini tanımlar. Holley trna-ala molekülünde bu kodonlardan birine eşlenik olan antikodon dizisini aramıştır. Bu diziyi yoncanın bir halkasında CGI olarak bulmuştur. 21
22 Holley ve yonca yaprağı modeli Azotlu bir baz olan I (inozinik asit), tripletin üçüncü bazı olabilen U, C veya A ile hidrojen bağı yapabilir. Böylece trna nın antikodon halkası bulunmuştur. 22
23 trna nın değişmeyen özellikleri Bütün trna ların 3 ucunda transkripsiyon sonrası ilave edilen pcca-3 dizisi bulunur. Bütün trna larda molekülün diğer ucunda 5 -G bulunur. Her trna da, bilinen amino asitin kodonuna eşlenik olan özgül bir antikodon bulunur. Bütün antikodon halkaları yonca yaprağının aynı pozisyonunda yer alır. 23
24 trna nın üç boyutlu yapısı trna nın yonca yaprağı modelinden sonra yapılan çalışmalar sonucunda üç boyutlu modeli bulunmuştur. 24
25 trna nın üç boyutlu yapısı trna nın 3 boyutlu yapısı ile; Antikodon halkasının ve 3 alıcı bölgenin her ikisinin de yeri saptanmıştır. 25
26 trna nın yüklenmesi trna moleküleri, translasyona devam etmeden önce, özgül amino asitlerine kimyasal olarak bağlanmış olmalıdır. Bu işleme yüklenme ya da aminoaçilasyon denir. Yüklenme aminoaçil trna sentetazlar adı verilen enzimler tarafından yönlendirilir. 26
27 Hücrede 20 aminoaside karşılık 20 farklı trna ve enzim bulunmaz!!! 61 tane 3 lü kodon bulunduğuna göre aynı sayıda özgül trna lar ve enzimler de olmalıdır. Ancak 3 lü şifrenin 3. bazı esnek (wobble hipotezi) olduğu için 32 farklı trna nın bulunulduğu düşünülmektedir. Her amino asit için bir tane olmak üzere 20 sentetaz bulunur. 27
28 trna nın yükleme işlemi basamakları Amino asit ATP ile reaksiyona girerek aminoaçil adenilik asit oluşturur. Amino asidin karboksil grubu ile ATP nin 5 fosfat grubu arasında kovalent bağ kurulur. Amino asit uygun trna ya aktarılır ve trna nın 3 ucundaki adenine kovalent olarak bağlanır. 28
29 Aminoaçil trna sentetazlar Aminoaçil trna sentetazlar sadece bir amino asidi ve sadece bu amino aside karşılık gelen trna ları (aynı-alıcı trna lar = isoaccepting trna) tanıdıkları için özgüldürler. 29
30 Translasyonda yer alan protein faktörler ve işlevleri 30
31 mrna nın translasyonu üç basamakta incelenebilir Başlama Uzama Sonlanma 31
32 Başlama Ribozomlar, translasyona katılmadığı zamanlarda büyük ve küçük alt birimlere ayrılır. Örn; E. coli de translasyon başlangıcında; Ribozomal alt birimler mrna molekülü Yüklü, özgül başlama trna sı GTP, Mg Başlama faktörü bulunur. 32
33 IF (Initiation factors) Diğer bir adı başlama faktörüdür. Ribozomal proteinlerin aksine başlama tamamlandığında ribozomdan ayrılırlar. Örn; Prokaryotlarda mrna daki başlama kodonu olan AUG fenil methionini (f-met) bu yolla yapıya çekmektedir. 33
34 Translasyon başlangıcının basamakları Basamak 1: Küçük ribozomal alt birim çeşitli başlama faktörlerini bağlar ve mrna oluşan bu komplekse katılır. 34
35 Translasyon başlangıcının basamakları Basamak 2: Diğer bir başlama protein faktörü mrna ya ait AUG kodonuna bağlanacak olan formilmetiyonil-trna nın küçük ribozomal alt birimine bağlanmasını hızlandırır. 35
36 Translasyon başlangıcının basamakları Basamak 3: Başlama kompleksine büyük ribozomal alt birim bağlanır. Gereken enerji, bir molekül GTP nin hidrolizi ile sağlanır ve başlama faktörleri serbest kalır. 36
37 Shine-Dalgarno dizisi Sadece pürin bazlarını içerir. Küçük ribozomal alt birimin 16S rrna bileşeninin 3 ucundaki bir bölge ile baz eşleşmesi yapar. Translasyonun başlamasını kolaylaştırır. 37
38 Uzama Ribozomun iki alt birimi mrna ile bir araya geldiğinde, iki yüklü trna molekülü için bağlama bölgeleri oluşur. Bu iki bölge, peptidil (P) ve aminoaçil (A) bölgeler olarak adlandırılır. Polipeptid zincirine bir amino asit eklenerek büyümesine uzama denir. 38
39 P ve A bölgelerini nasıl ayırt edebiliriz? mrna nın hareketinin ardından, P bölgesi, peptit zincirine bağlı trna içerir (P: peptid). A bölgesinde ise amino aside bağlı trna yer alır (A: amino asit). 39
40 Translasyonun uzama basamakları Basamak 1: mrna daki ikinci kodonun dizisi, A bölgesine hangi yüklü trna nın bağlanacağını yönlendirir. 40
41 Translasyonun uzama basamakları Basamak 2: Ardından iki amino asidin peptid bağı oluşturarak birbirine bağlanması peptidil transferaz enzimi tarafından katalize edilir. 41
42 Translasyonun uzama basamakları Basamak 3: Sonraki aşamada ise tüm kompleks P bölgesine doğru 3 nükleotid boyu kadar hareket eder. Bu işlem için protein uzama faktörleri (EF) ve enerji gereklidir. 42
43 Translasyonun uzama basamakları Basamak 4: mrna nın 3. kodonu, A bölgesine başka bir özgül amino asit ile yüklü trna yı kabul etme konumuna gelir. 43
44 Translasyonun uzama basamakları Uzama işlemi defalarca tekrarlanır. Basamak 5 ve 6: mrna nın ribozom üzerindeki her hareketinden sonra bir amino asit polipeptit zincirine eklenir. 44
45 Zincir uzamasında küçük ve büyük alt birimin rolü Küçük alt birimin rolü: mrna daki kodonların deşifre edilmesi. Büyük alt birimin rolü: Peptid bağının sentezlenmesidir. 45
46 Sonlanma Protein sentezlerinin sonlanma sinyalleri A bölgesindeki: UAG UAA UGA Üçlü kodonlarından bir ya da birkaçıdır. 46
47 Sonlanma kodonları A bölgesindeki bu kodonların belirlediği hiçbir amino asit yoktur. Bu kodonlar A bölgesine trna çağıramazlar. Bu kodonlara dur kodonları, sonlanma kodonları ya da anlamsız kodonlar denir. 47
48 Translasyonun sonlanma basamakları Basamak 1: Dur kodonları GTP-bağımlı salınma (release) faktörlerine harekete geçme sinyalini verir. Polipeptid zinciri ve trna arasındaki bağı kırarak polipeptid zincirinin translasyon kompleksinden ayrılmasını sağlar. 48
49 Translasyonun sonlanma basamakları Basamak 2: Kırılmadan sonra trna ribozomdan salınır ve ribozom alt birimlerine ayrışır. 49
50 Poli-ribozomlar Uzama süreci devam ederken mrna nın ilk kısmı ribozom üzerinde serbest kalır. Mesaj başka bir küçük ribozom alt birimine bağlanarak yeni bir başlama kompleksi oluşturabilir. Bu işlem mrna ile defalarca tekrarlanabilir ve poliribozomlar (polizomlar) meydana gelir. 50
51 Poli-ribozomlar Poliribozomlar hücrelerin parçalanması ile ayrıştırılıp incelenebilir. 51
52 Ribozomlara ilişkin yapılan önemli çalışmalar Her bir ribozomal alt birim kristalize edilip çeşitli laboratuvarlarda incelenmiştir. Bu laboratuvarların en göze çarpanı V. Ramakrishan ınkidir. V. Ramakrishan ribozomları Thermus thermophilus bakterisinden elde etmiştir. 52
53 Ribozomlara ilişkin yapılan önemli çalışmalar Diğer bir buluş ise translasyon sırasında trna ların yerleştiği üç bölgenin gerçek konumunun belirlenmesidir. Amino açil, peptidil ve çıkış (A, P ve E ) bölgelerinin üçü de tanımlanmıştır. Bu gözlemler, trna molekülerinin, özgül üç boyutlu konformasyonlarını nasıl koruduğunu anlamamızı sağlar. 53
54 Ribozomlara ilişkin yapılan önemli çalışmalar Diğer bir gözlem ise A, P ve E bölgeleri arasındaki mesafenin 20 Å veya 50 Å olduğu yönündedir. Bu gözlem ile, her translokasyon olayı sırasında trna molekülerinin hareket etmesi gereken mesafe tanımlanmıştır. 54
55 Ribozomlara ilişkin yapılan önemli çalışmalar Son bir gözlem ise Francis Crick in Wobble hipotezidir. Wobble hipotezine göre, ilk iki baz çifti aminoasidi belirleyen temek bazlardır, ancak üçüncü baz çifti belirleyicilik açısından daha esnektir. 55
56 Ökaryotlarda translasyon daha karmaşıktır Translasyonun genel özelliklerini gösteren model bakterilerdeki translasyon çalışmalarından elde edilmiştir. 56
57 Prokaryotik ve ökaryotik ribozomlar arasındaki farklar Prokaryotlarda Sentez, küçük ribozomlarda gerçekleşir. Transkripsiyon ve translasyon yer ve zaman açısından ayrılmamıştır. mrna ların ömürleri kısadır. Ökaryotlarda Sentez, daha büyük ribozomlarda gerçekleşir. Bu iki işlem farklı yer ve zamanda gerçekleşir. RNA ve protein bileşenleri daha karmaşıktır. mrna ların ömürleri uzundur. Translasyon sitoplazmada, transkripsiyon çekirdekte gerçekleşir. 57
58 Ökaryotlarda translasyonun başlangıcı farklıdır Ökaryotik mrna da 5 -kep (cap: kep, şapka) yapısı bulunur. Bu kep yapısı mrna nın daha etkin biçimde translasyonunu sağlar. Kep yapısı taşımayan RNA ların yapısı zayıftır. 58
59 Ökaryotlarda translasyonun başlangıcı farklıdır Ökaryotik translasyonun başlaması için formil methionin amino asidine gerek yoktur. Ökaryotlarda sitoplazmik ribozomlar serbest yüzen sitozolik ribozomlar ya da ER zarlarına bağlı zara bağlı ribozomlar olarak bulunur. 59
60 Proteinlerin kalıtımdaki önemine ilişkin görüşler doğuştan gelen metabolik hataların incelenmesi ile ortaya çıkmıştır Genetik ifadenin son ürünleri proteinlerdir. Proteinlerin genetik işlemlerdeki rolleri ile ilgili ilk görüşler 20.yy da başlamıştır. Bu görüşler, Sir Archibald Garrod ve William Bateson un gözlemleri ile ortaya çıkmıştır. 60
61 Alkaptonüri Bu hastalığa yakalanan kişiler alkapton 2,5- dihidroksifenilasetik asidi (homogentisik asit) metabolize edemezler. Sonuç olarak çok önemli bir metabolik yol tıkanmış olur. 61
62 Alkaptonüri Homogentisik asit hücrelerde birikir ve idrarla atılır. Molekülün oksidasyon ürünleri siyahtır ve bebeklerin bezlerinde fark edilebilir. 62
63 Alkaptonüri Ender görülen bu hastalık ciddi sağlık sorunu değildir, ancak kişinin tüm hayatı boyunca devam eder. 63
64 Fenilketonüri Kalıtsal metabolik bir hastalıktır. Metabolik yoldaki bir reaksiyonun engellenmesi sonucu ortaya çıkar. Otozomal çekiniktir. 64
65 Fenilketonüri Hastalıktan etkilenen kişiler fenilalanin amino asidini tirozine çeviremezler. Zeka geriliğine yol açar. Bu reaksiyonu katalizleyen fenilalanin hidroksilaz enzimi aktif değildir. 65
66 Tıpta devrim: Kalıtsal metabolik hastalıkların anlaşılması Bu noktadan sonra, insanda görülen hastalıkların tümünden yalnızca istilacı mikroorganizmaların, virüslerin ve parazitlerin neden olmadığı anlaşılmıştır. Mutant genlerin neden olduğu metabolik bozukluklar anormal fizyolojik durumlara yol açar. 66
67 Bir gen-bir enzim hipotezi Bu konu üzerine iki ayrı araştırma yapılmıştır. George Beadle, genlerin enzim sentezinden doğrudan sorumlu olduğunun ilk deneysel kanıtlarını sağlamıştır. Boris Ephrussi ile ortak yapılan ilk araştırmada Drosphila nın göz pigmentleri ile çalışılmıştır. 67
68 Bir gen-bir enzim hipotezi Sineğin göz rengindeki değişiklikten sorumlu olan mutant genlerin, enzim fonksiyon kaybına neden olan biyokimyasal bozukluklarla bağlantılı olduğu doğrulanmıştır. Bu bulgularla Beadle, Edward Tatum la ortak olarak pembe ekmek küfü Neurospora crassa da beslenme ile ilgili mutasyonları araştırmaya başlamıştır. Bu araştırma bir gen-bir-enzim hipotezine yol açmıştır. 68
69 Neurospora mutantlarının analizi 1940 ın başlarında Beadle ve Tatum; Biyokimyası iyi bilinen, Mutasyon oluşturulması ve Ayrıştırılıp çalışılması kolay bir mantar olan Neurospora crassa ile bir çalışma yapmışlardır. 69
70 Neurospora mutantlarının analizi Araştırıcılar, Neurospora nın normal gelişimi için gerekli olan her şeyi sentezlediğini biliyorlardı. Örn; organizma temel karbon ve azot kaynaklarını kullanarak; Suda çözünen 9 vitamini 20 amino asidi Çeşitli karotenoid pigmentleri Temel pürin ve primidinleri sentezleyebiliyordu. 70
71 Beadle ve Tatum deneyi Beadle ve Tatum, eşeysiz üreyen konidia lara (sporlar) X ışınları ile radyasyon verip mutasyon sıklığını artırdılar. Organizmayı gerekli büyüme faktörlerinin (vitaminler, amino asitler vs.) bulunduğu tam besiyerinde ürettiler. 71
72 Beadle ve Tatum deneyi Bu üreme koşullarında, minimal besiyerinde üreyemeyen mutant suşlar, zenginleştirilmiş, tam besiyerinde bulunan maddelerden ötürü üreyebilirler. Daha sonra, kültürleri minimal ortama aktardılar. 72
73 Beadle ve Tatum deneyi Eğer organizma minimal besiyerinde üreyebiliyorsa, gerekli bütün büyüme faktörlerini kendisi sentezleyebiliyor demektir. Bu kültürde mutasyon yoktur sonucu çıkarılır. Eğer minimal besi yerinde üreme yoksa kültürde besinlerin metabolizması ile ilgili mutasyon olduğuna karar verilir. 73
74 Beadle ve Tatum deneyi Bu aşamalardan sonra mutasyonun tipinin belirlenmesine yönelik denemeler yapılmıştır. 74
75 Beadle ve Tatum deneyinin sonuçları Bu yöntemle, birçok farklı spor, zengin besiyerinde üretilip elde edilmiştir. Minimal besiyerinde yapılan testlerde birçok kültürün üreyememesi, besinsel mutasyonların indüklendiğini göstermiştir. 75
76 Beadle ve Tatum deneyinin sonuçları Bu testin ardından, üremeyi sağlayan özgül bir ek besin bulunana kadar her birinde; Sadece vitaminler Amino asitler Pürinler ya da primidinler bulunan birçok minimal besiyerlerinde üreme denemeleri sürdürülmüştür. Bu ek besinin; mutant organizmanın sentezleyemediği molekül olduğu sonucu çıkarılmıştır. 76
77 Beadle ve Tatum un mutant suşları Elde edilen ilk mutant suşun üreyebilmesi için besi yerinde B-6 vitamininin (piridoksin) bulunması, İkincisinin üreyebilmesi için ise, B-1 vitamininin (tiamin) bulunması gerekmiştir. 77
78 Genler ve enzimler: Biyokimyasal yolların incelenmesi Bir gen-bir enzim kavramı ve bu kavrama dayanan yöntemler Neurospora, E. coli ve bir çok diğer mikrooorganizmada metabolizmanın ayrıntılarını incelemek için kullanılmıştır. Ayrıntılı olarak çalışan ilk metabolik yollardan biri Neurospora da arjinin amino asitinin sentezlendiği yoldur. Kimyasal olarak arjinine çok benzeyen sitrulin ya da ornitinin minimal besi yerine ilave edilmesi ile, her bir mutant suşun tekrar üreyebilme özelliğini kazanması incelemiştir. 78
79 Genler ve enzimler: Biyokimyasal yolların incelenmesi Bu moleküllerden herhangi biri arjininin yerini alabiliyorsa, arjinin biyosentezini yapan metabolik yolda yer alması gerektiği düşünülmüştür. Sitrulin, ornitin ya da arjinin ilavesi ile 7 mutant suştan dördünde(arg 4-7) üreme görülmüştür. Bu dört suştan iki tanesi (arg 2 ve arg 3) sitrulin ya da arjinin ilavesi ile üreyebilmiştir. Bir suş (arg 1) sadece ortama arjinin eklendiğinde üremiştir; sitrulin ya da ornitin arjininin yerini alamamıştır. 79
80 Genler ve enzimler: Biyokimyasal yolların incelenmesi 80
81 İnsan hemoglobini ile yapılan çalışmalar 1940 larda ortaya çıkan bir gen-bir enzim kavramı tüm genetikçiler tarafından kabul görmemiştir. Çünkü mutant enzimlerin nasıl birçok farklı fenotipik özelliğe neden olabileceği henüz çok belirgin değildi. 81
82 İnsan hemoglobini ile yapılan çalışmalar Örn; Drosophila mutantları, değişik göz büyüklüğü,kanat biçimi, kan damarları profili vs. gösteriyordu. Birçok genetikçi için aktif olmayan mutant bir enzimin nasıl bu tip fenotiplere yol açtığı şaşırtıcıydı. 82
83 İnsan hemoglobini ile yapılan çalışmalar Genetik çalışmalar ilerledikçe, tüm proteinlerin genlerde depo edilen bilgi ile belirlendiği açıklık kazanmış ve dolayısıyla bir gen-bir protein ifadesinin doğru olabileceği düşünülmüştür. Her bir farlı polipeptid zinciri farklı bir gen tarafından kodlandığı için, Beadle ve Tatum un temel prensibinin modern ifadesi, bir gen-bir polipeptid zinciri şekline dönüştürülmüştür. 83
84 Orak hücre anemisi Orak-hücre anemili hastalardan elde edilen mutant hemoglobin molekülleri ile yapılan çalışmalar, genlerin enzimler dışındaki proteinleri de kodladığının doğrudan ilk kanıtları olmuştur. 84
85 Prof. Dr. Bektaş TEPE Orak hücre anemisi Orak-hücre anemili bireylerin alyuvarları düşük oksijen basıncında hemoglobinin polimerazyonu nedeniyle uzar ve bükülür. Eritrositlerin bu orak biçimi, normal bireylerdeki her iki yüzü içbükey olan disk biçimindeki eritrositlerden farklıdır. 85
86 Prof. Dr. Bektaş TEPE Orak hücre anemisi Oksijen basıncının çok düşük olduğu kılcal kan damarlarında alyuvar hücreleri kümeleştiği zaman hasta kriz geçirir. Dokular oksijensiz kalarak ciddi hasarlar oluşur. 86
87 Orak hücre anemisi Tedavi edilmezse, kriz öldürücü olabilir. Böbrekler, kaslar, eklemler, beyin, sindirim yolları ve akciğerler etkilenebilir. 87
88 Orak hücre anemisi Mendel kurallarına göre kalıtılır 1949 da James Neel ve E. A Beet, bu hastalığın Mendel kurallarına göre kalıtıldığını göstermişlerdir. Soyağacı incelemeleri, hastalığa ilişkin ortaya çıkan genotip ve fenotip çeşitlerinin HbA ve HbS allel çifti tarafından kontrol edildiğini göstermiştir. 88
89 Orak hücre taşıyıcısı Orak hücre taşıyıcısı olan ancak hastalık belirtilerini göstermeyen heterozigot bireylerin hemoglobinlerinin çoğu normal olduğu için orak hücre şekli gösteren alyuvarları daha azdır. Hastalık durumu çoğunlukla görülmediği halde, bu kişiler hatalı genin taşıyıcıları dır ve çocuklarının ortalama %50 sine hatalı geni aktarırlar. 89
90 Orak hücre anemisi Pauling ve arkadaşları, elektroforez yöntemine dayanarak, normal ve orak hücre hemoglobinlerinin arasında kimyasal farkların bulunduğu sonucuna varmıştır. Bu iki molekül, günümüzde HbA ve HbS olarak tanımlanmaktadır. 90
91 Hemoglobinlerin jeldeki hareketleri Bu deneyde, örnekler jel üzerinde katot (-) ve anot (+) arasındaki bir başlama noktasına yüklenir ve elektrik akımı uygulanır. Deneyde, bütün moleküllerin anoda doğru hareket etmesi, onların toplam olarak negatif yük taşıdıklarını göstermektedir. 91
92 Hemoglobinlerin jeldeki hareketleri Ancak HbA, HbS ye göre jelde daha fazla yol almıştır. Dolayısıyla, HbA nın taşıdığı toplam negatif net yük daha büyüktür. 92
93 Parmak izi tekniği Vernom Ingram yaptığı çalışmada, kimyasal değişikliğin hemoglobinin globin kısmının primer yapısında bulunduğu göstermiştir. Ingram, Parmak izi (Fingerprinting) tekniğini kullanarak, HbS nin amino asit içeriğinin HbA dan farlı olduğunu göstermiştir. 93
94 Parmak izi tekniği Bu yapılan çalışmalar, bir genin sadece bir polipeptit zincirini belirleyen bilgiyi taşıdığı açıkça görülmüştür. HbS ile yapılan çalışmalar, bir amino asit farkı yaratan mutasyonun fenotipi etkileyeceğini göstermiştir. Orak hücre kansızlığının nedeninin anlaşılması, kalıtsal moleküler hastalık kavramını ortaya çıkarmıştır. 94
95 İnsan hemoglobinleri Hemen hemen tüm erişkin hemoglobinleri iki α iki β zinciri içeren HbA dan oluşur. Orak hücre anemisindeki mutasyon, β zincirlerinde yer almaktadır. Doğumdan altı ay sonra kişinin alyuvarlarındaki hemoglobin moleküllerinin %98 ini HbA oluşturur. Geri kalan %2 si ise minör erişkin bileşeni olan HbA 2 dir. 95
96 HbA 2 İki alfa (α) zinciri ve iki delta (δ) zinciri içerir. δ zincirinde 146 amino asit bulunur. β zincirine çok benzer. 96
97 Embriyonik ve fetal gelişim sırasındaki hemoglobin takımları Gower 1 HbF veya Fötal Hemoglobin 97
98 Gower 1 En erken oluşur. α zincirlerine çok benzeyen iki zeta (ζ) zinciri içerir. Ayrıca β zincirlerine çok benzeyen epsilon (ε) zinciri içerir. 98
99 HbF veya fetal hemoglobin Gebeliğin sekizinci haftasında oluşur. Daha değişik zincirler içererek embriyonik formun yerini almaya başlar. İki α zinciri içerir. İki gama (ɣ ) zinciri içerir. Gɣ ve Aɣ olmak üzere iki tip gama zinciri bulunur. Bu iki zincir birbirinden farklıdır ve ikisi de β zincirine benzer. 99
100 Genin nükleotit dizisi ile aminoasit dizisi arasındaki bağlantı DNA da bir genin nükleotidlerinin sırası, ifade ettiği polipeptitteki amino asitlerin sırası ile doğrudan bağlantılıdır. Bu kavramı destekleyen ilk deneysel bulgu, Charles Yanofsky tarafından, E. coli de triptofan sentetaz enziminin A alt biriminin trpa geni ile yapılan çalışmalardan elde edilmiştir. 100
101 Genin nükleotit dizisi ile aminoasit dizisi arasındaki bağlantı Yanofsky, enzim aktivitesini kaybetmiş birçok mutant elde etmiştir. Yanofsky bu mutasyonları haritalamış ve gen içinde birbirlerine göre bulundukları konumları belirlemiştir. Daha sonra, mutant proteinlerin her birinde değişen amino asitleri saptamıştır. 101
102 Genin nükleotit dizisi ile aminoasit dizisi arasındaki bağlantı Mutasyon haritaları ve oluşan polipeptitteki amino asitler karşılaştırıldığında, aralarında doğrusal ilişki olduğu açıkça görülmüştür. trpa genindeki her bir mutasyonun pozisyonu, triptofan sentetazın A polipeptidindeki amino asit değişikliğinin pozisyonu ile bağlantılı bulunmuştur. 102
103 Genin nükleotit dizisi ile aminoasit dizisi arasındaki bağlantı 103
104 Protein yapısı biyolojik çeşitliliğin temelidir Translasyonda amino asit zincirinin ribozomdan çıktığı andaki şekli polipeptit olarak adlandırılır. Translasyon sonucu ribozomdan salınan polipeptit katlanarak daha yüksek bir yapı düzeyine ulaşır. 104
105 Protein yapısı biyolojik çeşitliliğin temelidir Bu durumdaki polipeptit üç boyutlu yapısını kazanmış olur. Birçok durumda, böyle bir yapı birden fazla polipeptit zincirinin bir araya gelmesiyle oluşur. Aldığı son konformasyonda molekül tamamen işlevseldir ve artık protein olarak adlandırılması uygun olur. Molekülün işlev kazanabilmesi için üç boyutlu yapısını alması gerekir. 105
106 Aminoasitler Aminoasitlerin hepsinde; Merkezdeki karbon atomuna kovalent olarak bağlanmış bir karboksil grubu, Bir amino grubu ve Bir de yan grup (R grubu) bulunur. Her aminoasitin özgün kimyasal özelliğini, sahip oldukları yan grupları sağlamaktadır. 106
107 107
108 Yan gruplarına göre aminoasitler Non-polar (hidrofobik) Polar (hidrofilik) Eksi yüklü Artı yüklü 108
109 Translasyon sonrası modifikasyon Polipeptit zincirleri sentezlendikten sonra çoğunlukla değişikliğe uğrar. Translasyondan sonra gerçekleşen bu ek işlem, translasyon sonrası modifikasyon (posttranslasyonel modifikasyon) olarak tanımlanır. 109
110 Aminoasitler birbirlerine nasıl bağlanır? Bir dehidrasyon (kondensasyon) reaksiyonu ile, bir amino asitin amino grubu ile diğer aminoasidin karboksil grubu reaksiyona girer ve bir molekül H 2 O açığa çıkar. 110
111 Aminoasitler birbirlerine nasıl bağlanır? Sonuçta, peptit bağı olarak bilinen kovalent bağ meydana gelir. Birbirine bağlı iki amino asit bir dipeptit, üç amino asit bir tripeptit oluşturur ve zincir bu şekilde uzar. 111
112 Proteinlerin yapısı Proteinler için dört yapı düzeyi tanımlanmıştır: Primer (birincil) Sekonder (ikincil) Tersiyer (üçüncül) Kuaterner (dördüncül) yapı 112
113 Proteinlerin yapısı Polipeptitlerin doğrusal iskeletini oluşturan amino asit dizisi, onun primer yapısıdır. Bu dizilimi, mrna aracılığı ile DNA daki deoksiribonükleotitlerin dizisi belirler. 113
114 Proteinlerin yapısı Sekonder yapıda, polipeptit zincirinde birbirine komşu olan amino asitlerin oluşturduğu bir konfigürasyon bulunur. Pauling ve Robert Corey, teorik hesaplamalara dayanarak, α sarmal ( α heliks) yapıyı, sekonder yapıya örnek olarak önermişlrdir. 114
115 Proteinlerin yapısı α sarmal modeli yapı olarak çubuğa benzemektedir ve teorik olarak en dayanıklı konumdadır. Sarmal, amino asitlerin H bağları ile birbirine tutunarak oluşturduğu kararlı spiral şeklindeki zincirden oluşur. 115
116 Proteinlerin yapısı Pauling ve Corey, ikinci tip sekonder yapıya örnek olarak βpileli tabaka (β pleated sheet) yapısını önermişlerdir. Bu modelde, bir polipeptit zinciri kendi üstüne tekrar katlanır ya da birkaç zincir yan yana paralel ya da anti-paralel şekilde uzanır. Yapıyı bitişik zincirlerin atomlar arasında kurulan H bağları dayanıklı kılar. 116
117 Proteinlerin yapısı Sekonder yapı polipeptitin bazı kısımlarındaki amino asitlerin düzenini tanımlarken, proteinin tersiyer yapısı zincirin uzaydaki üç-boyutlu konformasyonunu ifade eder. Her polipeptit, çok özgül bir biçimde kendi üzerine bükülür, dönüşler yapar ve halkalar oluşturur. 117
118 Proteinlerin yapısı Proteini dayanıklı kılan ve konformasyonunu oluşturan bu yapı düzeyinin üç yönü çok önemlidir: 1. Birbirine yakın sistein amino asitleri arasında kovalent bağlar kurularak özgün bir amino asit olan sistin oluşur. 2. Polar hidrofilik R gruplarının neredeyse tümü, protein yüzeyinde yer alır ve su ile ilişki kurar. 3. Non-polar hidrofobik R grupları protein molekülünün içinde yer alır ve birbirleri ile etkileşime girerek sudan kaçarlar. 118
119 Miyoglobinde tersiyer yapı Yandaki şekilde, solunum pigmenti olan miyoglobinin üç boyutlu tersiyer yapısı gösterilmiştir. Bu yapı düzeyi son derece önemlidir, çünkü bir proteinin özgül işlevi, doğrudan üç boyutlu konformasyonuna bağlıdır. 119
120 Hemoglobinde dördüncül yapı Proteinlerin kuaterner düzeydeki organizasyonu birden fazla polipeptit zinciri içeren proteinler için söz konusudur ve zincirlerin birbirine göre aldıkları konformasyonunu gösterir. Bu tip proteine oligomerik protein denir. 120
121 Hemoglobinde dördüncül yapı Oligomerik bir protein olan hemoglobin dört polipeptit zinciri içerir (iki α ve iki β zinciri) ve yapısı çok ayrıntılı olarak çalışılmıştır. DNA ve RNA polimeraz dahil, enzimlerin çoğu dördüncül (kuaterner) yapıdadır. 121
122 Translasyon sonrası modifikasyon Polipeptit zincirleri RNA transkriptleri gibi sentezlendikten sonra genellikle değişikliğe uğrar. Translasyondan sonra gerçekleşen bu işlem, translasyon sonrası modifikasyon(post-translasyonel modifikasyon) olarak tanımlanır. 122
123 Post-translasyonel değişimler N-ucundaki amino asit uzaklaştırılır ya da değişime uğrar. Örn; bakteriyel polipeptidlerde bulunan formül grubu enzimatik olarak uzaklaştırılır. Bazen bir amino asit tek başına değişime uğrayabilir. Örn; tirozin gibi bazı amino asitlerin hidroksil gruplarına fosfatlar takılabilir. 123
124 Post-translasyonel değişimler Bazen karbohidrat yan zincirleri takılabilir. Proteinlere kovalent bağlarla karbohidrat grubu takılarak glikoproteinler oluşturulur. Polipeptit zincirlerinde kırpılma yapılabilir. Örn; insülin, translasyondan sonra enzimatik olarak kesilerek 51 amino asitten oluşan son şeklini alır. 124
125 Post-translasyonel değişimler Sinyal dizileri proteinden uzaklaştırılır. Örn; hücre dışına salınacak olan proteinlerin N-ucunda, bunların ER lümenine taşınacağına işaret eden özel diziler bulunur. 125
126 Sinyal dizi-protein hedeflemesi Bazı proteinlerin N-ucunda, proteinin hücrede işlev göreceği yere yönlendirilmesinde rol oynayan 30 amino asitlik bir dizi bulunur. Bu diziye sinyal dizi denir. Sinyal dizi proteinin hücrenin neresinde işlev göreceğini saptar. Bu işleme protein hedeflemesi denir. 126
127 Post-translasyonel değişimler Polipeptid zincirleri çoğu kez metallerle kompleks yapmış durumda bulunur. Örn; hemoglobin. 127
128 Şaperonlar Protein katlanmasında rol alır. Şaperon proteinler diğer proteinlerin katlanmasına yardımcı olur. Şaperonlar katıldıkları reaksiyondan değişmeden çıkar. İlk kez Drosophila da bulunmuşlardır. Isı şoku (heat-shock) proteinleri olarak da adlandırılırlar. 128
129 Protein katlanması önemlidir Bunun nedeni sadece hatalı katlanan proteinlerin işlevlerini yitirmesi değil, aynı zamanda bu proteinlerin tehlikeli de olabilmesidir. İnsanlarda Alzheimer hastalığı, deli dana hastalığı ve Creutzfeldt-Jacob hastalığı yanlış katlanmış nöral proteinlerden kaynaklanır. 129
130 Proteinlerde yapı-işlev ilişkisi Proteinler hücrede en çok bulunan makromolekülerdir. Genlerin son ürünüdür. Çok çeşitli işlevleri vardır. 130
131 Proteinlerin işlevleri Hemoglobin ve miyoglobin oksijeni bağlarlar. Kollajen ve keratin organizmaların derisinde, bağ dokusunda ve saçlarında bulunan yapısal proteinlerdir. Aktin ve miyozin kas dokusunda bulunan kasılma proteinlerdir. 131
132 Proteinlerin işlevleri İmmünoglobülinler omurgalıların bağışıklık sisteminde işlev görür. Transport proteinler molekülerin zardan taşınmasını sağlar. Hormonlar ve reseptörler çeşitli kimyasal aktiviteleri kontrol eder. Histonlar, ökaryotik organizmalarda DNA ya bağlanır. 132
133 Enzimler Hücrelerdeki kimyasal reaksiyonları hızlandırır. Enzimler kimyasal reaksiyonun dengeye gidişini hızlandırır, ancak kimyasal dengenin ulaşacağı son noktayı etkilemez. Katalitik özelliklere sahip moleküllerdir. 133
134 Aktivasyon enerjisi Biyolojik kataliz olayında reaksiyonun aktivasyon enerjisi düşürülür. Aktivasyon enerjisi molekülerin birbiri ile reaksiyona girmeden önce ulaşmaları gereken kinetik enerjidir. Aktivasyon enerjisi sıcaklık artırılarak aşılabilir. 134
135 Katabolik-anabolik tepkimeler Katabolizmada büyük moleküler daha küçük moleküllere yıkılır ve enerji açığa çıkar. Anabolizma metabolizmanın sentez fazıdır. 135
136 Proteinler bir ya da daha fazla işlevsel bölge (domain) içerir Domainler, amino asitlik protein bölgeleridir (domain). Bu bölgeler; Molekülün geri kalan kısmından bağımsız olarak katlanan Kararlı Özgül konformasyona sahip modüllerdir. 136
137 Domainlerin önemi Proteinlerin üçüncül yapılarında yer alır. Her bir modüler birim α-helix ve β pileli yapı gibi ikincil yapıların karışımını içerebilir. Bir domainin aldığı özel konformasyon proteine belli bir işlev kazandırabilir. 137
138 Ekzon karılması (shuffling) ve protein bölgelerinin kökeni 1977 de Walter Gilbert, protein domainlerinin genetik kökenini açıklayan ilginç bir öneride bulunmuştur. Gilbert e göre yüksek organizmaların amino asit şifreleyen gen bölgeleri, kökenleri atasal genlerde bulunan, evrim sürecinde rekombinasyonla bir araya toplamış ekzon koleksiyonlarından oluşmuştur. 138
139 Ekzon karılması (shuffling) ve protein bölgelerinin kökeni Gilbert, bu olayı, ekzon karılması terimi ile tanımlayarak ekzonların her birinin tek bir protein domaini kodlayan modüller olduğunu ileri sürmüştür. Gilbert in önerisine göre, evrim süreci içinde birçok ekzon karışarak ya da birleşerek ökaryotlardaki özgün genleri oluşturmuştur. 139
140 Çeşitli gözlemler bu öneriyi desteklemektedir Birincisi, ekzonların çoğu 150 baz çiftlik oldukça küçük birimlerdir ve yaklaşık 50 amino asit şifreler. İkincisi, ekzonların karılmasına yol açan rekombinasyon olaylarının, genlerin intron adı verilen bölgelerinde yer alması beklenir. 140
141 Gilbert in ekzon modülü hipotezini destekleyen kanıtlar Örneğin; insan LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) membran reseptörünü kodlayan gen klonlanmış ve dizisi saptanmıştır. LDL reseptör proteini, plazma kolesterolünün hücreye alınmasından sorumludur. 141
142 LDL reseptör proteini Endositoza aracılık eder. Çok sayıda işlevsel domainlerin bulunması beklenir. Bunların içinde, bu proteinin özel olarak LDL substratını bağlayabilmesini ve zardan geçerken değişik düzeylerde diğer proteinlerle ilişki kurabilmesini sağlayan bölgeler bulunur. Translasyon sonrası karbohidrat bağlayan bir domain de bulunmalıdır. 142
143 Ekzonlar domainlerle bağlantılıdır Ekzonlar, proteinin fonksiyonel domainleri ile bağlantılıdır. Evrim sırasında diğer genlerden bir araya getirilmiş gibi görünmektedir. 143
144 Ekzonlar domainlerle bağlantılıdır Birinci ekzon, LDL reseptörü zar yapısında yer almadan önce proteinden uzaklaştırılan bir sinyal diziyi kodlanmaktadır. Ondan sonraki beş ekzon, kolesterol bağlanma bölgesini şifreler. 144
145 Ekzonlar domainlerle bağlantılıdır Bir sonraki bölge 400 aminoasit içerir ve fare peptit hormonu EGF ile şaşırtıcı benzerlik gösterir. Bu bölge 8 ekzon tarafından kodlanır. On beşinci ekzon, translasyondan sonra karbonhidrat eklenen bölgeyi belirler. 145
146 Ekzonlar domainlerle bağlantılıdır Geriye kalan iki ekzon, proteinin zarda yer alan bölgelerini şifreler. Bu bölgeler, reseptörün hücre yüzeyindeki örtülü kesecik yapılarına bağlar. 146
147 Evrim sahnesinde intronlar ilk ne zaman görüldü? 1978 de W. Ford Doolittle, bu ara dizilerin, modern zaman ökaryotlarının en ilkel atalarının genomunun parçaları olduğunu önermiştir. 147
148 Evrim sahnesinde intronlar ilk ne zaman görüldü? Bu intron-erken fikrini desteklemek üzere Gilbert; Birbirlerine evrimsel bakımdan çok uzak olan ökaryotların (insan,tavuk ve mısır vb) genlerinin içinde özdeş konumlarda bulunan intronların DNA dizilerinde benzerlikleri varsa, Bunların ilkel atasal genomlarda da yer alması gerektiğini önermiştir. 148
149 Prokaryotlarda neden intronlar bulunmaz? Gilbert, evrimin bir noktasında intronların bulunduğunu, ancak bu ilkel organizmaların genomlarının evrimleşme sürecinde kaybolduğunu savunmuştur. 149
150 İntronların kayboluş nedeni Kromozomların enerji harcamasını en düşük düzeye indirecek biçimde düzenlenmesi yönündeki güçlü seçilim baskısından kaynaklanmıştır. Bu durum replikasyonu ve gen ifadesini destekler biçimdedir. Ayrıca yapılan bu düzenlemeler daha hatasız mrna üretimini sağlamıştır. 150
151 TEŞEKKÜR Bu sunumun hazırlanmasındaki katkılarından dolayı aş a ğıda isimleri verilen ö rencilerime teş ekkür ekkür ederim. DEMŞA AKKUZU HALE YEŞİM KORAY HALİME PARLADİ KADİR AÇAR 151
KONU 5 TRANSLASYON VE PROTEİNLER
KONU 5 TRANSLASYON VE PROTEİNLER Translasyon ve proteinler Translasyon; mrna, trna, ribozomlar ve polipeptid zincir sentezinin başlaması, uzaması ve sonlanması için gerekli çeşitli translasyon faktörleri
TRANSLASYON ve PROTEİNLER
TRANSLASYON ve PROTEİNLER Prof. Dr. Sacide PEHLİVAN 13 Aralık 2016 mrna daki baz sırasının kullanılarak amino asitlerin doğru sıra ile proteini oluşturmasını kapsayan olayların tümüne Translasyon veya
TRANSLASYON VE DÜZENLENMESİ
TRANSLASYON VE DÜZENLENMESİ TRANSLASYON Translasyonda nükleik asit kullanılır fakat son ürün bir nükleik asit değil proteindir. Translasyon mekanizması 4 ana bileşenden oluşmaktadır: 1. mrnalar 2. trnalar
Biyoteknoloji ve Genetik II. Hafta 8 TRANSLASYON
Biyoteknoloji ve Genetik II Hafta 8 TRANSLASYON Prof. Dr. Hilal Özdağ A.Ü Biyoteknoloji Enstitüsü Merkez Laboratuvarı Tel: 2225826/125 Eposta: [email protected] TRANSLASYON Translasyon a. mrna ribozoma
Genetik şifre, Transkripsiyon ve Translasyon ASLI SADE MEMİŞOĞLU
Genetik şifre, Transkripsiyon ve Translasyon ASLI SADE MEMİŞOĞLU Giriş DNA nın genetik bilgiyi barındırdığının anlaşılmasından sonra; DNA nın genler halinde nasıl organize olduğu ve Genetik işlevin kromozomlar
Tanımlamalar PROTEİN SENTEZİ; TRANSLASYON. Protein sentezi ;translasyon. mrna ; Genetik şifre 1/30/2012. Prof Dr.Dildar Konukoğlu
PROTEİN SENTEZİ; TRANSLASYON Prof Dr.Dildar Konukoğlu DNA SENTEZİ DNA DNA RNA sentezi DNA mrna Protein sentezi mrna Protein Tanımlamalar Replikasyon Replikasyon Transkripsiyon Transkripsiyon Translasyon
12. SINIF KONU ANLATIMI 6 GENETİK ŞİFRE VE PROTEİN SENTEZİ 2
12. SINIF KONU ANLATIMI 6 GENETİK ŞİFRE VE PROTEİN SENTEZİ 2 SANTRAL DOGMA Hücredeki bilgi aktarım mekanizmasının tamamına SANTRAL DOGMA denir. Santral dogma tek yönlü bilgi aktarımıdır. Geri dönüşümü
BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ
BAKTERİLERİN GENETİK KARAKTERLERİ GENETİK MATERYALLER VE YAPILARI HER HÜCREDE Genetik bilgilerin kodlandığı bir DNA genomu bulunur Bu genetik bilgiler mrna ve ribozomlar aracılığı ile proteinlere dönüştürülür
TRANSLASYON VE TRANKRİPSİYON
TRANSLASYON VE TRANKRİPSİYON GEN İFADESİ (GEN EKSPRESYONU) Gen ifadesinin düzenlenmesi çeşitli aşamalarda olur: 1) Primer transkriptlerin oluşumu 2) Primer mrna dan matür (olgun) mrna oluşumu 3) mrna nın
Replikasyon, Transkripsiyon ve Translasyon. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ
Replikasyon, Transkripsiyon ve Translasyon Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ DNA replikasyonu DNA nın replikasyonu, DNA molekülünün, sakladığı genetik bilgilerin sonraki nesillere aktarılması için kendi kopyasını
GENETİK ŞİFRE. Prof. Dr. Filiz ÖZBAŞ GERÇEKER
GENETİK ŞİFRE Prof. Dr. Filiz ÖZBAŞ GERÇEKER Genetik Bilgi Akışı Genetik kodun özellikleri 1. Genetik şifre, harfler halinde gösterilen mrna moleküllerini oluşturan ribonükleotid bazları kullanılarak,
Konu 4 Genetik Şifre ve Transkripsiyon
PowerPoint Lecture Presentation for Concepts of Genetics Ninth Edition Klug, Cummings, Spencer, Palladino Konu 4 Genetik Şifre ve Transkripsiyon Yrd. Doç. Dr. Aslı Sade Memişoğlu Copyright Copyright 2009
DNA Replikasyonu. Doç. Dr. Hilal Özdağ. A.Ü Biyoteknoloji Enstitüsü Merkez Laboratuvarı Tel: /202 Eposta:
DNA Replikasyonu Doç. Dr. Hilal Özdağ A.Ü Biyoteknoloji Enstitüsü Merkez Laboratuvarı Tel: 2225826/202 Eposta: [email protected] 1 Watson ve Crick Gözümüzden kaçmamış olan bir nokta da.. Replikasyon
7. PROKARYOTLARDA GEN İFADESİNİN DÜZENLENMESİ
7. PROKARYOTLARDA GEN İFADESİNİN DÜZENLENMESİ Başlıklar 1. Prokaryotlar gen ifadesini çevre koşullarına göre düzenler 2. E. Coli de laktoz metabolizması 3. Lac operonu negatif kontrol 4. CAP pozitif kontrol
7. PROKARYOTLARDA GEN İFADESİNİN DÜZENLENMESİ
7. PROKARYOTLARDA GEN İFADESİNİN DÜZENLENMESİ Başlıklar 1. Prokaryotlar gen ifadesini çevre koşullarına göre düzenler 2. E. Coli de laktoz metabolizması 3. Lac operonu negatif kontrol 4. CAP pozitif kontrol
A. DNA NIN KEŞFİ VE ÖNEMİ
DNA nın Yapısı ve Replikasyonu Biyoloji Ders Notları A. DNA NIN KEŞFİ VE ÖNEMİ İlk olarak Friedrich Miescher (1869) akyuvar hücreleri ve balık sperminde yönetici molekülleri tespit etmiştir. Çekirdekte
MOLEKÜLER BİYOLOJİ DOÇ. DR. MEHMET KARACA
MOLEKÜLER BİYOLOJİ DOÇ. DR. MEHMET KARACA RİBOZOMLAR Ribozom RİBONÜKLEOPROTEİN (RNP) yapısındadır. Ribozomlar hem protein hem de RNA moleküllerinden oluşur. Ribozomlar protein ve RNA moleküllerinden oluşan
GENETİK ŞİFRE PROF. DR. SERKAN YILMAZ
GENETİK ŞİFRE PROF. DR. SERKAN YILMAZ Genetik Şifre (Kod) Organizmalardaki proteinlerin birincil yapılarının (amino asit dizilerinin), DNA molekülündeki genlerin nükleotid dizisi tarafından tayin edilmesi
III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler
III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler
Çukurova Üniversitesi
Gen Ekspresyonu (Kalıtsal Bilginin anlatımı) DNA molekülünün taşıdığı bilginin protein moleküllerine çevrilmesine Gen ekspresyonu denir. Gen ekspresyonu 2 aşamada gerçekleşir: 1.Transkripsiyon (Yazılım):
BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER
www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER NÜKLEİK ASİTLER Nükleik asitler, bütün canlı hücrelerde ve virüslerde bulunan, nükleotid birimlerden
Ders 8 trna-rrna yapısı, İşlenmesi ve İşlevleri
Ders 8 trna-rrna yapısı, İşlenmesi ve İşlevleri mrna trna - rrna Taşıyıcı (transfer) RNA (trna) Nispeten küçük moleküllerdir. Bir öncu molekülün nükleusta işlenmesiyle oluşurlar. trna molekülleri, mrna
Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik molekül çeşididir. Deri, saç, tırnak, boynuz gibi oluşumların temel maddesi proteinlerdir.
Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik molekül çeşididir. Deri, saç, tırnak, boynuz gibi oluşumların temel maddesi proteinlerdir. Proteinlerin yapısında; Karbon ( C ) Hidrojen ( H ) Oksijen
Genler ve proteinler arasındaki temel ilişki
GENDEN PROTEİNE Genler ve proteinler arasındaki temel ilişki İngiliz hekim Archibald Garrod (1909), genlerin, enzimler aracılığı ile fenotipi belirlediğini ilk öne süren kişidir. Garrod, doğuştan metabolizma
15- RADYASYONUN NÜKLEİK ASİTLER VE PROTEİNLERE ETKİLERİ
15- RADYASYONUN NÜKLEİK ASİTLER VE PROTEİNLERE ETKİLERİ İyonlaştırıcı radyasyonların biyomoleküllere örneğin nükleik asitler ve proteinlere olan etkisi hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak, nükleik asitlerden
YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 12. Sınıf 1 GENDEN PROTEİNE
YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI 12. Sınıf 1 GENDEN PROTEİNE Protein sentezini tüm canlılar gerçekleştirir. Bir mrna molekülünde en fazla 64 çeşit kodon bulunur. DOĞRU YANLIŞ SORULARI Canlıların heterotrof beslenenleri
Genden proteine Genler, transkripsiyon ve translasyon yolu ile proteinleri belirler Transkripsiyon, DNA yönetiminde RNA sentezidir Ökaryotik
Genden proteine Genler, transkripsiyon ve translasyon yolu ile proteinleri belirler Transkripsiyon, DNA yönetiminde RNA sentezidir Ökaryotik hücreler, transkripsiyondan sonra RNA yı değişikliğe uğratırlar
MOLEKÜLER BİYOLOJİ DOÇ. DR. MEHMET KARACA (5. BÖLÜM)
MOLEKÜLER BİYOLOJİ DOÇ. DR. MEHMET KARACA (5. BÖLÜM) TRANSKRİPSİYONU (ÖKARYOTİK) STOPLAZMA DNA Transkripsiyon hnrna RNA nın işlenmesi mrna G AAA Eksport G AAA NÜKLEUS TRANSKRİPSİYONU (PROKARYOTİK) Stoplazma
GEN EKSPRESYONU: GENDEN PROTEİNE
GENLER ve İŞLEVLERİ GEN EKSPRESYONU: GENDEN PROTEİNE Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER Yrd.Doç.Dr.Yosun MATER Genlerin Doğası Şimdiye kadar öğrendiklerimiz bize canlıya ait bilgilerin DNA da yer aldığını
www.demiraylisesi.com
YÖNETİCİ MOLEKÜLLER C, H, O, N, P atomlarından meydana gelir. Hücrenin en büyük yapılı molekülüdür. Yönetici moleküller hücreye ait genetik bilgiyi taşır, hayatsal faaliyetleri yönetir, genetik bilginin
GENETİK. Öğt. Gör. Meltem KÖKDENER
GENETİK Öğt. Gör. Meltem KÖKDENER 2 5.1. TRANSKRİPSİYONUN AŞAMALARI 5.2. PROTEİN SENTEZİ (Translasyon ) 5.3. GENETİK İFADENİN DÜZENLENMESİ 5 GENETİK TRANSKRİPSİYON ÜNİTE 5 TRANSKRİPSİYON Öğr. Gör. Meltem
LYS ANAHTAR SORULAR #4. Nükleik Asitler ve Protein Sentezi
LYS ANAHTAR SORULAR #4 Nükleik Asitler ve Protein Sentezi 1) İncelenen bir nükleotidin DNA ya mı yoksa RNA ya mı ait olduğu; I. Bağ çeşidi II. Pürin bazı çeşidi III. Pirimidin bazı çeşidi IV. Şeker çeşidi
RNA Yapısı ve Katlanması, Hücrede Bulunan RNA Çeşitleri
RNA Yapısı ve Katlanması, Hücrede Bulunan RNA Çeşitleri RNA (Ribonükleik Asit) Nükleik asitler, Friedrich Miescher tara2ndan 1869'da keşfedildi. İl=haplı bandajlardan izole edilen bu maddeye nüklein adını
Hücre zarının yapısındaki yağlardan eriyerek hücre zarından geçerler.fazlalıkları karaciğerde depo edilir.
DERS: BİYOLOJİ KONU: C.T.B(Vitaminler e Nükleik Asitler) VİTAMİNLER Bitkiler ihtiyaç duydukları bütün vitaminleri üretip, insanlar ise bir kısmını hazır alır. Özellikleri: Yapıcı, onarıcı, düzenleyicidirler.
Genetik Kod ve Protein Sentezi. Dr. Mahmut Çerkez Ergören
Genetik Kod ve Protein Sentezi Dr. Mahmut Çerkez Ergören Protein Sentezi = Translasyon Genetik bilginin protein molekülü şeklindeki ifadesi. Protein Sentezi Proteinler gen ekspresyonunun son ürünüdür.
o Serin o Triyonin o Sistein o Metiyonin o Arjinin o Histidin
III.PROTEİNLER Karbon,hidrojen,oksijen ve azot elementlerinden oluşmuş organik bileşiklerdir.yapısında bazen sülfür,fosfor veya demir de bulunabilir. Proteinler canlılarda en fazla bulunan organik madde
Akıllı Defter. 9.Sınıf Biyoloji. vitaminler,hormonlar,nükleik asitler. sembole tıklayınca etkinlik açılır. sembole tıklayınca ppt sunumu açılır
9.Sınıf Biyoloji 1 Akıllı Defter vitaminler,hormonlar,nükleik asitler sembole tıklayınca etkinlik açılır sembole tıklayınca ppt sunumu açılır sembole tıklayınca video açılır 1 VİTAMİNLER ***Vitaminler:
12. SINIF KONU ANLATIMI 2 DNA VE RNA
12. SINIF KONU ANLATIMI 2 DNA VE RNA DNA (DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT) Temel nükleik asittir. Prokaryot hücrelerin sitoplazmasında, ökaryot hücrelerde çekirdek, mitokondri ve kloroplast organelinde bulunur.
Hücrede Genetik Bilgi Akışı
Hücrede Genetik Bilgi Akışı 1) Genomun korunması DNA nın tam olarak kopyalanması ve hücre bölünmesiyle yeni kuşak hücrelere aktarılması 2) Genetik bilginin çevrimi Hücre içerisinde bilginin DNA dan RNA
Gen Organizasyonu ve Genomların Evrimi
GENETĐK 111-503 Gen Organizasyonu ve Genomların Evrimi Doç. Dr. Hilâl Özdağ 1 RNA nın Kendi Kendini Kopyalayabiliyor Olmalıydı Đlkin zamanlardaki RNA dünyasında RNA moleküllerinin kopyalanması. RNA polimerazlar
Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.
METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara
İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın
İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Genetik nedir? Biyolojinin kalıtım ve varyasyonlarla (çeşitlilikle) ilgilenen bilim dalıdır. Genetik yaşayan tüm organizmalarda
hendisliği BYM613 Genetik MühendisliM Tanımlar: Gen, genom DNA ve yapısı, Nükleik asitler Genetik şifre DNA replikasyonu
BYM613 Genetik MühendisliM hendisliği Hacettepe Üniversitesi Biyomühendislik BölümüB 2012-2013 2013 Güz G z DönemiD Salı 9.00-11.45, D9 Dr. Eda Çelik-AKDUR [email protected] İçerik Tanımlar: Gen,
GIDA BİYOTEKNOLOJİSİ-3
Protein sentezi GIDA BİYOTEKNOLOJİSİ-3 1 2 Genler ve genetik kod Gen: DNA nın genetik bilgiyi taşıyan bölümleri. Bütün genler DNA dan oluşur. Bir gendeki bilgileri A,G,T,C bazlarının sıralanışı belirler.
Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları. Dr. Suat Erdoğan
Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Proteinlerin moleküler yapılarını hangi kimyasal güçler belirler? Proteinlerin moleküler yapıları Primer yapı Sekonder yapı α-heliks
Genetik Bilgi: DNA Yapısı, Fonksiyonu ve Replikasyonu. Dr. Mahmut Çerkez Ergören
Genetik Bilgi: DNA Yapısı, Fonksiyonu ve Replikasyonu Dr. Mahmut Çerkez Ergören Genetik materyal; Kendini çoğaltır. Bilgi depolar. Bilgiyi ifade eder. Mutasyonla varyasyonlara izin verir. Genetik Tarihçe
DNA. Kendi kopyasını yapabilir, Tamir edilebilir, Rekombinasyon geçirebilir.
DNA Kendi kopyasını yapabilir, Tamir edilebilir, Rekombinasyon geçirebilir. DNA REPLİKASYONU DNA Replikasyonu, Mitoz-Mayoz dur. Önce G1 den sonra S fazında ORJİN denilen bölgede başlar. DNA POLİMERAZLAR
Biyoteknoloji ve Genetik I Hafta 12. Prokaryotlarda Gen İfadesinin Düzenlenmesi
Biyoteknoloji ve Genetik I Hafta 12 Prokaryotlarda Gen İfadesinin Düzenlenmesi Prof. Dr. Hilal Özdağ A.Ü Biyoteknoloji Enstitüsü Merkez Laboratuvarı Tel: 2225826/125 Eposta: [email protected] Gen İfadesi
GEN MUTASYONLARI. Yrd. Doç. Dr. DERYA DEVECİ
GEN MUTASYONLARI Yrd. Doç. Dr. DERYA DEVECİ Gen mutasyonları 2 temel mekanizma ile gerçekleşir. A. İnsersiyon; Bir veya daha fazla nükleotidin araya girmesiyle B. Delesyon; Bir veya daha fazla nükleotidin
Paleoantropoloji'ye Giriş Ders Yansıları
ANT139 PALEOANTROPOLOJİ YE GİRİŞ Genetiğin Basit Temelleri, Kavramlar, Mendel Genetiği, Gen Aktarımı 3. Ders Canlılığı anlayabilmek için moleküler seviyeye inmek gerekir! Hücre Yaşayan organizmaların temel
YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf
YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI 9. Sınıf DOĞRU YANLIŞ SORULARI Nitel gözlemlerin güvenilirliği nicel gözlemlerden fazladır. Ökaryot hücrelerde kalıtım materyali çekirdek içinde bulunur. Ototrof beslenen canlılar
RİBOZOM YAPI, FONKSİYON BİYOSENTEZİ
RİBOZOM YAPI, FONKSİYON VE BİYOSENTEZİ Ribozom Palade adlı araştırıcı tarafından elektron mikroskop ile tanımlanmıştır. Viruslar hariç tüm canlılarda bulunan bir membranla çevrili olmayan organellerdir.
8. Hafta Amino Asitler, Peptidler ve Proteinler: Prof. Dr. Şule PEKYARDIMCI PEPTİT BAĞI
8. Hafta Amino Asitler, Peptidler ve Proteinler: Prof. Dr. Şule PEKYARDIMCI PEPTİT BAĞI Bir amino asidin -amino grubu 2. bir amino asidin -karboksil grubuyla reaksiyona girince bir molekül su ayrılarak
Genetik Şifre ve Transkripsiyon
Genetik Şifre ve Transkripsiyon Prof. Dr. Sacide PEHLİVAN 12 Aralık 2016 RNA (Ribonükleik Asit): Ribonükleotid Polimeri Tek zincirli bir moleküldür. İçerdiği şeker ünitesi riboz dur. DNA dan baz içeriği
NÜKLEİK ASİTLER ( DNA VE RNA)(Yönetici Moleküller)
NÜKLEİK ASİTLER ( DNA VE RNA)(Yönetici Moleküller) NÜKLEİK ASİTLERİN KEŞFİ *FRIEDRICH MIESCHER * Balık spermlerinin çekirdeklerini ve akyuvar çekirdeklerini ayrıştırarak yaptığı çalışmalarda, bu hücrelerin
PROTEİN SENTEZİNİN DÜZENLENMESİ VE AŞAMALARI
PROTEİN SENTEZİNİN DÜZENLENMESİ VE AŞAMALARI Protein Sentezinin Düzenlenmesi Edward TATUM 1940 yılında bir gen bir enzim hipotezini ileri sürmüştür. Bu hipotez daha sonra bir gen bir protein haline gelmiştir.
Prokaryotik promotor
Transkripsiyon Transkripsiyon-Replikasyon Farkları 1.Replikasyon sırasında tüm kromozom kopyalanır fakat transkripsiyonda sadece bir gen bölgesi kopyalanabilir. 2. Transkripsiyon düzeyi organizmanın o
GENETİK ŞİFRE ve PROTEİN SENTEZİ 12. SINIF ÜNİTE, KONU, KAZANIM VE AÇIKLAMALARI 12.1.2. Genetik Şifre ve Protein Sentezi Anahtar Kavramlar antibiyotik, antikodon, biyoetik, biyogüvenlik, biyoteknoloji,
1. PROTEİNLERİN GENEL YAPI VE ÖZELLİKLERİ
1. PROTEİNLERİN GENEL YAPI VE ÖZELLİKLERİ Proteinler, amino asit monomerlerinden oluşmuş polimerlerdir ve bilinen en karmaşık yapılı moleküllerdendir. Birçok hücrede kuru ağırlığın %50'den fazlasını oluşturan
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür
Nükleik Asitler. DNA ve RNA nükleik asitleri oluşturur
NÜKLEİK ASİTLER Nükleik Asitler DNA ve RNA nükleik asitleri oluşturur Genetik bilginin nesiller boyu aktarılması ve bunun proteinlere tercüme edilmesinde görev alırlar Nükleotid ünitelerinden oluşurlar
Biochemistry Chapter 4: Biomolecules. Hikmet Geçkil, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University
Biochemistry Chapter 4: Biomolecules, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University Biochemistry/Hikmet Geckil Chapter 4: Biomolecules 2 BİYOMOLEKÜLLER Bilim adamları hücreyi
Kloroform, eter ve benzen gibi organik çözücülerde çözünen bunun yanı sıra suda çözünmeyen veya çok az çözünen organik molekül grubudur.
Kloroform, eter ve benzen gibi organik çözücülerde çözünen bunun yanı sıra suda çözünmeyen veya çok az çözünen organik molekül grubudur. Yağların suda çözünmemesi canlılığın devamı içi önemlidir. Çünkü
YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18
YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18 1) Bakterilerin gerçekleştirdiği, I. Kimyasal enerji sayesinde besin sentezleme II. Işık enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürme III. Kimyasal bağ enerjisini ATP enerjisine
MAKROMOLEKÜLLERİN YAPI VE İŞLEVLERİ
MAKROMOLEKÜLLERİN YAPI VE İŞLEVLERİ Polimerlerin yapısı Polimer, birbirinin aynısı veya benzeri yapıtaşlarının kovalent bağlarla bağlanarak oluşturdukları uzun bir moleküldür. Polimerlerin yapıtaşı olarak
DNA ve RNA NIN YAPISI. Yrd.Doç.Dr. Özlem KURT ŞİRİN
DNA ve RNA NIN YAPISI Yrd.Doç.Dr. Özlem KURT ŞİRİN Bu derste neler öğreneceğiz? Nükleotid tanımı ve yapısı DNA nın primer, sekonder ve tersiyer yapısı RNA çeşitleri ve yapıları Canlılarda, genetik bilginin
Hücre içinde bilginin akışı
Hücre içinde bilginin akışı 1 DNA Çift Zincir Heliks 2 Hücre Çekirdeği ve Çekirdek Zarının Yapısal Organizasyonu Hatırlıyor musunuz? DNA Kromatin Kromatid Kromozom RNA Protein Çekirdek Çekirdekcik Nükleotid
PROTEİN SENTEZİ ENZİMLER ve VİTAMİNLER
PROTEİN SENTEZİ ENZİMLER ve VİTAMİNLER Öncelikle, protein sentezinin yapılabilmesi için aşağıdakilerin mutlaka mevcut olması gerekmektedir: DNA Aktifleyici enzimler Üç çeşit RNA (mrna, trna, rrna) Ribozomlar
HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111
HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111 [email protected] KONULAR HAYVAN HÜCRESİ HAYVAN, BİTKİ, MANTAR, BAKTERİ HÜCRE FARKLARI HÜCRE ORGANELLERİ
Translasyon. Doç. Dr. Nurten Özsoy. mrna tarafından taşınan bilgilerin protein dizilerine aktarılmasıdır. sitoplazma serbest amino asitler.
Translasyon Doç. Dr. Nurten Özsoy mrna tarafından taşınan bilgilerin protein dizilerine aktarılmasıdır Gen protein zinciri Sentezlenen mrna sitoplazma serbest amino asitler trna ribozom Transkripsiyon
Moleküler biyolojiye giriş. Doç.Dr.Pınar AKSOY SAĞIRLI
Moleküler biyolojiye giriş Doç.Dr.Pınar AKSOY SAĞIRLI Molecular biology terimi ilk kez Warren Weaver tarafından 1938 de kullanıldı. Hayatın fiziksel ve kimyasal olarak açıklanması olarak tanımlandı. 1977
Gen Đfadesi, tespiti ve ölçülmesi
Gen Đfadesi, tespiti ve ölçülmesi Doç. Dr. Hilâl Özdağ Eposta: [email protected] Tel: 2225826/202 Ders Notları Đçin: http://bteml.biotek.ankara.edu.tr/wiki/index.php/ana_sayfa adresinden Genombilimde
PROKARYOTLARDA GEN EKSPRESYONU. ve REGÜLASYONU. (Genlerin Gen Ürünlerine Dönüşümünü Kontrol Eden Süreçler)
PROKARYOTLARDA GEN EKSPRESYONU ve REGÜLASYONU (Genlerin Gen Ürünlerine Dönüşümünü Kontrol Eden Süreçler) Nihal EYVAZ (050559015) Şerife OKAY (050559025) Prof. Dr. Figen ERKOÇ Gazi Eğitim Fakültesi Gen
Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER
* Yrd.Doç.Dr.Yosun MATER Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER *Evrimsel açıdan genlerin çoğaltılmasının önemi ilk defa Haldane (1932) ve Muller (1935 ) tarafından önerildi ve tanımlandı. *Evrimsel açıdan bir genin
ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H
Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla
HÜCRE. Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi
HÜCRE Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi Hücre Canlıların en küçük yapı taşıdır Bütün canlılar hücrelerden oluşur Canlılar tek hücreli ya da çok hücreli olabilir Bitki ve hayvan hücresi = çok
DNA ve Özellikleri. Şeker;
DNA ve Özellikleri Hücrelerdeki hayatsal olayların yönetimini çekirdek sağlar. Çekirdek içinde, hücrenin beslenme, solunum, üreme gibi canlılık faaliyetlerin yönetilmesini sağlayan genetik madde bulunur.
Ders 5 - mrna yapısı, İşlenmesi ve İşlevleri - I -
Ders 5 - mrna yapısı, İşlenmesi ve İşlevleri - I - Pre-mRNA (hnrna) cap mrna AAAAAAAAAAAAA REPLİKASYON DNA nın kendini eşlemesi TRANSKİPSİYON DNA dan RNA ya gene
ÜNİTE 6 Nükleoproteinler ve Nükleik Asitler
ÜNİTE 6 Nükleoproteinler ve Nükleik Asitler Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Nükleoprotein ve nükleik asitlerin yapısını, Nükleozid, nükleotid tanımlarını, Azotlu bazları, Nükleik asitlerin metabolizmasını
b. Amaç: Gen anatomisi ile ilgili genel bilgi öğretilmesi amaçlanmıştır.
TIBBİ GENETİK I-DERS TANIMLARI 1-Tanım: DNA ve RNA yapısının öğretilmesi. b. Amaç: DNA nın genetik materyal olmasında moleküler yapısının önemi ve RNA yapısının proteine geçiş ve gen ekspresyonu kontrolündeki
1. Sınıf Güz Dönemi I. Hafta Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Ders Saati
I. Hafta Ders Saati 15.09.2014 16.09.2014 17.09.2014 18.09.2014 19.09.2014 Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I: Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I: Makromoleküller (Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ataş) Türk Dili
MİTOKONDRİ Doç. Dr. Mehmet GÜVEN
MİTOKONDRİ Doç.. Dr. Mehmet GÜVENG Hemen hemen bütün b ökaryotik hücrelerde ve ökaryotik mikroorganizmalarda bulunur. Eritrositlerde, bakterilerde ve yeşil alglerde mitokondri yoktur. Şekilleri (küremsi
GEN EKSPRESYONUNUN KONTROLÜ VE DÜZENLENMESİ GEN İFADESİ
GEN EKSPRESYONUNUN KONTROLÜ VE DÜZENLENMESİ GEN İFADESİ Bir organizmanın genetik yapısını DNA da bulunan dntp dizileri belirler ve bu bilginin ifade edilmesi ise (Protein sentezi) RNA lar ile sağlanır.
HÜCRE SĠNYAL OLAYLARI PROF. DR. FATMA SAVRAN OĞUZ
HÜCRE SĠNYAL OLAYLARI PROF. DR. FATMA SAVRAN OĞUZ Çok hücreli organizmaların kompleks omurgalılara evrimi, hücreler birbirleriyle iletişim kuramasalardı mümkün olmazdı. Hücre-hücre Hücre-matriks etkileşimini
11. Hafta: Prof. Dr. Şule PEKYARDIMCI NÜKLEOTİDLER
11. Hafta: Nükleik Asitler: Nükleik asitlerin yapısal üniteleri, nükleozitler, nükleotidler, inorganik fosfat, nükleotidlerin fonksiyonları, nükleik asitler, polinükleotidler, DNA nın primer ve sekonder
POST TRANSLASYONEL MODİFİKASYONLAR
POST TRANSLASYONEL MODİFİKASYONLAR Proteinlerin yapısal ve işlevsel özelliklerini kazanması için translasyon aşamasında ya da translasyon bittikten sonra bazı modifikasyonlara uğraması gerekmektedir. Polipeptidin
BİYOLOJİYE GİRİŞ. Canlılığın bilimsel olarak araştırılmasıdır.
BİYOLOJİYE GİRİŞ Canlılığın bilimsel olarak araştırılmasıdır. Biyolojik Organizasyon; Her düzeydeki biyolojik organizasyon belirgin özelliklere sahiptir. Her türlü maddenin kimyasal yapıtaşları olan ve
Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER
* Yrd.Doç.Dr.Yosun MATER *DNA, RNA ve Protein Moleküllerinin Yapısı ve Evrimi *Burada Moleküler Biyoloji nin temelini oluşturan DNA-RNA, amino asitler ve proteinler gibi moleküllerin yapılarını hatırlayacağız.
Transkripsiyon (RNA Sentezi) Dr. Mahmut Çerkez Ergören
Transkripsiyon (RNA Sentezi) Dr. Mahmut Çerkez Ergören Transkripsiyon Transkripsiyon DNA molekülündeki bilginin RNA nükleotid dizisi haline çevrilmesi işlemidir. (DNA dan RNA sentezlenmesi) Hücre içi genetik
TEST 1. Hücre Solunumu. 4. Aşağıda verilen moleküllerden hangisi oksijenli solunumda substrat olarak kullanılamaz? A) Glikoz B) Mineral C) Yağ asidi
1. Termometre Çimlenen bezelye tohumlar Termos Çimlenen bezelye tohumları oksijenli solunum yaptığına göre yukarıdaki düzenekle ilgili, I. Termostaki oksijen miktarı azalır. II. Termometredeki sıcaklık
CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER
CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER Canlıların yapısında bulunan moleküller yapısına göre 2 ye ayrılır: I. İnorganik Bileşikler: Bir canlı vücudunda sentezlenemeyen, dışardan hazır olarak aldığı
2. Histon olmayan kromozomal proteinler
12. Hafta: Nükleik Asitler: Nükleik asitlerin yapısal üniteleri, nükleozitler, nükleotidler, inorganik fosfat, nükleotidlerin fonksiyonları, nükleik asitler, polinükleotidler, DNA nın primer ve sekonder
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ABD Prof. Dr. Filiz Aydın
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ABD Prof. Dr. Filiz Aydın Mitokondri, ökaryotik organizmanın farklı bir organeli Şekilleri küremsi veya uzun silindirik Çapları 0.5-1 μm uzunlukları 2-6 μm Sayıları
CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
1 CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ 1.Hücresel yapıdan oluşur 2.Beslenir 3.Solunum yapar 4.Boşaltım yapar 5.Canlılar hareket eder 6.Çevresel uyarılara tepki gösterir 7.Büyür ve gelişir (Organizasyon) 8.Üreme
YGS ANAHTAR SORULAR #1
YGS ANAHTAR SORULAR #1 1) Yıkımları sırasında Tüketilen O2 miktarı 2) H2O2 H2O2 H2O2 Grafikte bazı organik bileşiklerin yıkımları sırasında tüketilen oksijen miktarı verilmiştir. Buna göre organik bileşiklerin
PROTEİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE İŞLEVLERİ. Doç. Dr. Nurzen SEZGİN
PROTEİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE İŞLEVLERİ Doç. Dr. Nurzen SEZGİN PROTEİNLER Organizmada en yüksek oranda bulunan makromoleküller % 70 su % 15 protein % 15 diğer Total hücre ağırlığı Amino asitlerin lineer
KALITSAL MOLEKÜLÜN BİÇİMİ ve ORGANİZASYONU PROF. DR. SERKAN YILMAZ
KALITSAL MOLEKÜLÜN BİÇİMİ ve ORGANİZASYONU PROF. DR. SERKAN YILMAZ Değişik canlı gruplarında kalıtsal molekülün çeşidi, sayısı, biçimi ve organizasyonu bakımından farklılıklar bulunur. Ortak özellik: nükleik
DNA ONARIMI VE MUTASYON. Merve Tuzlakoğlu Öztürk Bakteri genetiği dersi Sunum-2 18.11.2005
DNA ONARIMI VE MUTASYON Merve Tuzlakoğlu Öztürk Bakteri genetiği dersi Sunum-2 18.11.2005 *DNA nın dölden döle değişmeden aktarımı için 2 süreç önemlidir: DNA ONARIMI 1. Replikasyon sürecinin doğru yapılması
Tarımı yapılan bitkilerin ve evcilleştirilmiş hayvanların tarih öncesi bulguları, atalarımızın faydalı türlerin genetik bileşenlerini değiştirmedeki
Tarımı yapılan bitkilerin ve evcilleştirilmiş hayvanların tarih öncesi bulguları, atalarımızın faydalı türlerin genetik bileşenlerini değiştirmedeki başarılı girişimlerini belgeler. İstenen ve istenmeyen
